yörük sözlüğü | öz Türkçe sözlük | yörük sözlüğü | öz Türkçe sözlük | 

oğuş

yaylak

börü

ırklama

kargış

sağaltım

Bu sayfada bazı sözcüklerin açıklaması verilmiştir. Dil de toplum gibi değişim ve dönüşüm geçirmektedir. Nasıl olmasın! Atlı göçer hayatın terkedilmesiyle o hayata dair yüzlerce sözcük ölmüştür. Eski inancın bırakılarak İslam'ın kabul edilmesiyle de benzer bir durum yaşanmıştır. Elbet bir kısım sözcükler anlam değişikliği ile yeni kültüre ve inanca dahil olmuştur ama çoğunluğu eskide kalmıştır. Değişim bununla da sınırlı kalmamış, aile kalabalığı da çekirdek aileye geçiş ile azalmıştır. Yine olan sözcüklere olmuş, yaşlıların anlattığı masallar, destanlar, ağıtlar, ninniler de sahipsiz kalmıştır, ne anlatan var artık ne de dinleyen. Kişioğlu zamana uyum sağladığı gibi dil de çağına uyacaktır mutlaka, bir miktar zayiatla. Biz kayıpları hatırlatalım istedik. Sonuçta Türk kimliğinin en belirgin özelliği, Türkçe konuşması değil mi!

Ocak:

Bir çadırda yaşayan geniş aile ile hayvanlarına ve davarına verilen genel ad. Atlı göçer yaşam döneminde; nüfusu on ile yirmi kişi arasında değiştiği, göç için 2-4 devesi olduğu, binek olarak 6-10 ata sahip oldukları ve mevsimine göre değişmekle birlikte 200 ile 600 arasında küçükbaş davar baktıkları tahmin edilmektedir.

Oğuş:

Aralarında kan bağı bulunan ocaklardan oluşan ve ortak kültür geliştirebilmiş, güvenliğini sağlayabilen, birlikte üretim yapan en küçük göçer toplumu. Genellikle on-yirmi ocağın beraberliği ile oluşmakta ve davar otlatma, göç, yaylaya çıkış gibi tüm üretim süreçlerini birlikte yürütmektedirler. İş bölümünü yapan bir bey veya hatun tarafından temsil edilirler.

Urug:

Oğuşların birlikteliği ile kurulur. Temel gereksinimi; kışlakta güç birliği oluşturarak güvenliği artırmak ve yaylakta otlakları sahiplenebilmektir. Aralarındaki bağları pekiştirmek için dünürlük kurarlar, böylece dağılmayı önlemeye ve sürekliliği sağlamaya çalışırlar. Urug birliği belli ölçüde kurumsal özellikler göstermektedir. Kural koyucu beyin yanında iki danışmanı vardır; töre danışmanı ve inanç danışmanı. Ayrıca kişisel yardımcıları da bulunur. Karar alırken oğuş beyleri ile kengeş eder ve danışmanlarının onayını alır. Urugbaşı, bağlı oğuşlar üzerinde tam otoriteye sahip değildir, oğuşlar istediğinde ayrılıp başka bir urug birliğine katılabilir.

Yaylak:

Yazın (6 Mayıs ile başlayan dönem) havaların ısınmasıyla göçerlerin hayvanlarını çıkardıkları dağ yaylasıdır. O yıl dağa çıkan uruglar arasında paylaşılır. Sahipliği yoktur.

Güzlek:

Yaz sonunda havaların soğumasıyla, yayladan aşağılara inen göçer hayvancılar, dağın eteklerinde konalga kurar ve kış bastırana kadar davar otlatır. Tahminen 30 ile 45 gün konaklarlar. Otu yeşil, havası ılık olan bu bölge son otlatma alanıdır, güz mevsimi bitene dek kalır. Buradan kışlağa inerler.

Kışlak:

Tüm kışı geçirmek için yerleşilen yurt. Göçer hayvancılar, kışın ılık iklim sağlayan nehir kıyılarına sığınırlar. 8 Kasım’da yerleşip 6 Mayıs’a kadar barınırlar. Sınırları çizilmiş, sahibi belirli bir bölgedir, alınıp satılır.

Böget / Büvet / Böğet:

Akarsuların suyunu yavaşlatmak için kütüklerle ve ağaç dallarıyla yapılan geçici bent. Önüne su birikerek gölet oluşturur.

Takvim / Eski Türk Halk Takvimi :

Güneş takvimidir. Güneş’in bir tam dönüşüyle bir yıl tamamlanır. Yıl iki parçadır; yaz ve kış. Yaz, 186 gün sürer ve dört mevsimden oluşur; hıdır, terazi, kuyruk, güz. 6 Mayıs’ta Ülger Yıldız kümesi, Güneş ile hizalandığı için gözükmez olur, gece göğünden çekilir, yaz başlar. Yılın başı bu tarihtir, yerüstünü yaş adı verilen çimler kaplar ve çimlere basılıp yeni yaşa girilir. Yaşa basmak deyiminin kaynağıdır. Eski hesapla herkes hıdırellezde yaşa basar, doğumu hangi mevsim olursa olsun. Yılın diğer yarısı kıştır ve 179 gün sürer. Kış da dört mevsimdir; kasım, karakış, gücük, bahar. Yılı yaz ve kış diye ikiye bölen Ülger Takım Yıldızıdır. Biçen adı da verilir. 8 Kasım’da Güneş batarken doğuda görülür, Güneş ile karşılıklı göktedir. Güneş çekilir ve o kışı başlatır. İslamiyet’le tanıştıktan sonra da Güneş esaslı yıl takvimini kullanılmaya devam edilmiştir ancak yılın başlangıcı yazbaşından, kışbaşına değişmiştir, ayrıca Ay döngüsüne göre belirlenen kamer ay dilimlerini takvime girmiştir.

Koyun adlandırması:

Küçükbaş hayvan. Yavrusuna kuzu denir. (Bir yaşına kadar, dişi olsun erkek olsun aynı adla anılır). Dişi kuzu; bir yaşında şişek adını alır. İki yaşında; bısaç. Üç yaş ve üzerinde koyun olur. Erkek kuzu ise bir yaşında toklu, iki yaşından sonra koç olur.

Övendere / Öğendere / Üvendere:

Büyükbaş hayvanları idare etmek için kullanılan 2,5 metre uzunluğunda değnek. Bir ucunda sivri, diğer ucunda yassı demir bulunur.

Kargış:

İlenç. İlenme. Kötü dilekte bulunma, beddua etme, lanet okuma, küfretme. Birisine öfkelenir ama vuramazsa, birinden kötülük görür ama güç yetiremezse kişi ilenir. Kötü ruhlar onu işitsin, zarar versin diye umar. Zayıf olanın dilindedir. (Acıdan geberesice, başı kopasıca, beter ol, canın çıksın, çenen tutulsun, damarların tıkansın, evin yıkıla)

Algış:

İyi dilekte bulunma, övgü, övme, tebrik, methiye söyleme. Birisinden iyilik görünce söylenir. Göğün ruhları onu desteklesin diye umulur. (Başınıza gün doğsun, bir yastıkta kocayın, ellerine sağlık, ellerin dert görmesin, gidin sağlıkla, güle güle oturun)

Karım dilemek:

Er dilemek, teke tek dövüşlerde karşı taraftan dövüşecek adam istemek, karşısına çıkacak er dilemek.

Budun:

Halk. Ortak töre, dil, kültür nitelikleri olan insan topluluğu

Irklama:

Kehanet / ırk: falcılık, kahinlik, bir kimsenin gönlündekini bilmek / Irkım açıldı: talihim açıldı / Irkladı: kam ırkladı, ırka baktı, kahinlik etti / ırklar, ırklamak

Sağaltım:

Tedavi / Sağaltmak: İyileştirmek, onaltmak, sıhhat vermek, hastalığı iyileştirmek. Sayrı: Bedensel hastalık. Çor: Ruhsal hastalık

Kengeş:

İşlerde danışma, görüşme, düşünme. Danışma toplantısı. Birlikte hareket edilmesi gereken durumlarda karar vericilerin toplanıp görüşmesi.

Enlemek:

Kendi sürüsüne ait olduğu belli olsun diye kuzunun kulağının delik veya kesik ile işaretlenmesi.

Kam:

Ruhgüder. Gök, yer ve yeraltı evrenlerini arasında seyahat edebildiğine ve ruhları görüp konuştuğu hatta belli görevler vererek onları bir şeyleri yapmaya veya yapmamaya yönlendirebildiğine inanılan kişilerdir. Her toplumda başka başka adlar ile anılmışlardır; kam, baksı, oyun, şaman gibi. Kişioğlu göğün ruhlarından bir dilekte bulunmak istediğinde veya yeraltı ruhlarından gelen bir kötülüğü başından savmak istediğinde bir kama başvurur. Kam, tören yaparak dileğini ruhlara iletir.

Celep:

Kesilecek hayvan alım satımı yapan kimse. Davarın bol bulunduğu yerden satın alıp, az olan yerlerde kasaplara satarlar.

Canbaz:

Canlı hayvan alışverişiyle uğraşan kimse. Oldukça uyanık ve fırsatçı bilinirler. Genellikle ortakları olur ve pazarlığı kızıştırarak daha ucuza alıp daha pahalıya satmayı başarırlar.

Sikke:

Ağaçsız yerlerde, hayvanı bağlamak için yere çakılan kazık. Arkasında halka olur, bu halkaya hayvanın ipi bağlanır.