
Homeros, ilyada Destanı'nda kimin hikayesini anlatır
İlyada bir savaş destanıdır. Egenin batı yakasından toplanan Akha ordusu gemilerle Anadolu’nun Troya Kenti’ni yağmaya gelmiştir.
Akha kralı Agamemnon, savaşçı Akhilleus’un ganimetine zorla el koyar. Akhilleus bunun üzerine savaşı bırakır ve askerleriyle gemilerine çekilir. 50 gemilik bir kuvvet azalmıştır ordudan. Kral umursamaz. 1200 gemilik üstün gücü sayesinde savaşı kazanacağına inanmaktadır. Orduyu savaş meydanına sürer.
Burada anlayamadığım konu; surların savunmada kullanılmaması. Sayıca az olmalarına rağmen kalede değil açık meydanda savaşı kabul eder Troya ordusu.
Akhalar saldırıyı başlatmışlarsa da işler Kral Agamemnon’un umduğu gibi ilerlemez. Savaş meydanında üstünlük kuramazlar. Hatta meydan savaşında yenilir ve gemilerin yanına çekilip savunma duvarı oluştururlar. Sonraki savaşlar hep bu duvarın çevresinde sürer gider. Troya kahramanı Hektor önüne çıkanı kırıp geçirir.
Şunu unutmamak gerek! Bu destan egenin batı yakasında anlatılıyor, doğal olarak ozan taraflıdır. İsminin ‘İlyada’ olması sebebiyle sanki Troya tarafının öyküsünü okuyacağını sanabilir okuyucu ama değil. Troya tarafı karşı karakter olarak çizilmiştir. Herhangi bir kurgu öyküde ana karakterle çatışma halinde olan, sonunda kaybedeceği bilinen, biraz da kötü karakter (Antagonist) rolündedir. O kadar!
Bozgun sonrası Kral mecburen ilk başta küstürdüğü savaşçıya ihtiyaç duyar ve onunla barışmak ister, armağanlar vaat eder. Akhilleus’un öfkesi dinmemiştir, ikna edemez. Savaşın her günü Akhalar için durum daha kötüye gider. Her ne kadar işgalci olsalar da destan boyunca onları savunmada görürüz.
Destanın ana karakterleri kimlerdir diye düşünürsek; Akha tarafında Kral Agamemnon, Aias, Diomedes, Menelaos, Odysseus karşımıza çıkar. Akhilleus savaş boyunca kenardadır. Kitabın sonunda hiçbiri ölmez, sadece yaralanırlar. Tek ölen kahraman karakter Hektor’dur, elbette karşıdaki Troya ordusundan.
Hektor çok iyi dövüşmekte, askerlerini yüreklendirmekte ve güç üstünlüğünü elinde tutmaktadır. Destanın kahramanı olmak üzeredir ancak hangi amaçla yaptığını anlamadığımız bir hata yapar. Öldürdüğü bir savaşçının bedenini götürüp köpekler yedirmek ister. Teke tek dövüşte Patroklos’u yenmiştir. Zırhlarını almıştır ama yetinmez, ölüsünü de almak ister.
İşte o zaman savaşın yönü değişir. Akha ordusu kenetlenip ölüyü vermez ve bu didişmede güven kazanır. Üstelik ölünün arkadaşı küskün Akhilleus, Hektor’un ölüye yaptığı bu hakaret nedeniyle savaşa döner. Taraflar arasındaki denge değişir. Akhilleus vurar, kırar, herkesi yener. Hektor’u öldürür ve arabasında sürükler.
Akhilleus için şunu söylemek gerek. Bu önemli savaşın en yiğit karakteridir ama daha baştayken tasfiye edilir, onsuz başarmak isteyen kral tarafından. Çağın en büyük savaşında iki ordu karşı karşıya iken en iyi dövüşçü kenara itilmiştir, durumunu siz düşünün. Elbet içinden geçen şey; ordusunun yenilmesi ve ona muhtaç olup yalvarmaya gelmeleri. Aslında Tanrılar onun beklentisini karşılar fakat en yakın arkadaşını öldürdükten sonra.
Akhilleus yıkar geçer karşısına çıkanı. İstediği şanı kazanır. Yazar dövüşte kazandığı ünü ile yetinmez, onu tüm kahramanların ve kralın da üstüne çıkarır. Arkadaşına ölü töreni yapıp tüm kahramanları yarıştırdığında ve armağanlar dağıttığında anlarız bunu, Kral Agamemnon’a bile armağan verir. Dahası düşman ordunun kralını da ayaklarına kapanıp yalvartır. Yüce gönüllü Akhilleus ona da merhamet gösterir, istediğini verir. Onu savaşa ve barışa tek başına karar verirken görürüz, tüm kahramanların ve iki kralın üzerindedir yeri. O nam için gelmiştir hem de öleceğini bile bile. Destan böylece biter.
Destan çok zengin motiflerle süslü. Dönem insanının düşünüş biçimini, inanışlarını ve geleneklerini anlayabiliyor okuyucu.
Sonsöz. Filmlerde gördüğünüz Truva atı hikayesi destanda yok. Savaşın sonunu getiren hileyi öğrenmek için Odysseia’yı okumanız gerek.
Yüksel ÇİÇEK, 2026 Köyceğiz
